Bankaların DNA’sını bozmak – ParaAnaliz

Please log in or register to like posts.
News


Rahmetli ve Haşmetli  Padişahımız Abdülhamid Han’a atfedilen bir fıkra vardır. Sultan zammı basıp ardından da hafiyelerini gönderiyor, halk ne yapıyor diye.  Hafiyeler süklüm püklüm huzura gelip jurnal veriyor:  “Ateş püskürüyorlar, Devletlim”, “bizi tanısalar bir kaşık suda boğacaklar”. “Güzel” diyor Abdülhamid Han, “Maliye Mutasarrıfı’na söyleyin bir tur daha zam geçirsin”.  Hafiyeler afallıyor, ama istidbat rejimi var, “Hayır” diyen kendini Namık Kemal’ın yanında Magosa’da buluyor.   Olay böyle bir kaç tur devam ediyor. Sonunda bir gün hafiyeler derin  şaşkınlık içinde huzura çıkıp:  “Padişahım, halk sokaklara çıkıp göbek atmaya, şarkı söylemeye başladı” derler. Abdülhamid Han endişelenir. “Fazla kaçırdık” der, “Şimdi %10 indirim yapalım”.. Hi hi hi.

 

Türkiye’de ekonomi politikasının fabrika ayarlarına döndüğü, yani Abdülhamid Han dönemindeki  şaşaasına yeniden kavuştuğunu görmek beni çok sevindiriyor, çünkü tescilli bir CIA ajanı olarak bir kaç ay içinde Düyun-u Umumiye’nin Ankara’ya iniş yapacağı ve sadık kulları Damat FÖŞ Paşa’nın hak ettiği mevkide görev alacağını çok iyi biliyorum.  Bu arada, Tinder ve SnapChat’ta çıplak, fakat Amerikan Bayrağı ve IMF logosu taşıdığım fotolarım dolaşıyor, kaçırmayın.

 

Sevgili Abim ve yatak odamdan posterini eksik etmediğim rol modelim Süleyman Soylu’nun 81 ilin valisine direktif yollayarak fırsatçılara göz açtırılmamasını emir buyurmasını tarihi bir adım olarak niteliyorum. Tüccar, KOBİ ve küçük esnaf AKP’nin bel kemiğiydi, bir insanoğlu için en zor antrenman olan kazmayla kendi belkemiğimizi kırmayı becerdik.  Soylu tarihe geçecektir.

 

Enflasyonla mücadeleyi her gece tanımadığımız kişilerle korumasız seks yaparak cinsel hastalıktan korunma yoluyla hallettiğimiz gibi, fırsatçılara göz açtırmamak vesilesiyle reel sektörde ayakta kalmayı başaran bir kaç şirketi de batırmış olduk.  Düşünün, ÜFE %40,  Yurtdışı ÜFE %50, şirketlerin banka borçlarını ödeyecek nakti kalmamış, bir de zammı yasakladık. Eminim şu anda MÜSİAD, TUSİAD, ĞÜSİAD ve QÜSİAD’da üyeler çıplak göbek atıp gulu-gulu dansı yapıyordur keyiften.

 

Başka bir kararnameyle Türkiye’ye güvenip 15 milyar dolar gömen global ticari emlak yatırımcılarının haklarını gaspettik, onlar da sevinçten şampanya patlatıyor.  Eminim şu anda Türkiye’de zam yapmanın yasak olduğunu duyan GE’den Alibaba’ya, Microsoft’tan Tencent’e binlerce dev şirket gözünü bize dikmiş “Ulan, bölgesel üretim üssümü buraya kaydırmazsam, ne olim” diye düşünüyordur.

 

Ama bu dahiyane fikirlerin hepsi bankalara reva gördüğümüz kendi kendini recm cezası yanında soğuk meze kalır.   DNA’sını bozduk bankaların diye başlayacağım ama önce sizden gelecek olta yorumları bildiğim için  son cümleyi söyleyeyim. Bankalar BAT-MAZ!  Bankalar zarardan, sermaye tükendiği, ya da mevduat kaçıp toptan fon pazarında kredi linelar kapandığı için batmaz. Banka ancak kamunun bu yönde karar vermesi ve/ya Merkez Bankası’nın son borç verici görevini yapmayı reddetmesi sonucu batar. Dolayısıyla bu makale bir “bankalar batacak” kehaneti değil, daha 2 yıl önce Kırkpınar’da başaltı güreşecek cesamet ve gürbüzlükte  bir sektörün zombileştirilme öyküsüdür.

 

Şimdi, size önce donuk kredi nedir, onu anlatayım.   TBB önerisinden alıntı yapıyorum:

“TBB’nin tavsiye niteliğindeki kararına göre; nakit kredi borcu 15 milyon TL’nin altında olan işletmelerden belli şartları sağlayanlar vadesi gelen taksitleri 24’aya kadar vadelendirebilecek.

30 Nisan 2019 tarihine kadar vadesi dolacak spot kredileri ile taksitli kredilerin, bu dönemde vadesi gelen taksitlerin vadelendirilmesi 6 aya kadar anapara ödemesiz olacak”.

 

Yani banka bu kredilerde tahsilat yapamayacak, bu kredilerin efektif vadesi en az 2 yıla uzayacak.  Ortalama mevduat vadesi 3 ayın altında bir sistem, her gün faiz ve kurlar deli deli oynarken,  her ay takır takır mevduat faizi öderken, altı ay   tahsilat yapamazsa ne olur?

 

Ne kadar krediyi dondurduk? Aşağıdaki tabloda kurumsal kredi miktarını bulacaksınız, takriben TL2 trilyon.

 

Sene başından bu yana Yıldız Holding’le başlayan, sonra bankaların “ulan millet ürker” diye kapalı kapılar arkasında sürdürdüğü en az TL150-200 milyar ötelenmiş kredi var. Kurumsal kredi toplamı 2 trilyon TL dedik, bunun %25’i KOBİ, onun da yarısı ötelenir, yani, bir 250 milyar TL kredi daha donacak. TBB’nin önerdiği gönüllü büyük şirket yeniden yapılandırmaları var..Bunlar ne kadar tutar? Hadi kurumsal kredilerin %10’u diyelim, yani bir TL200 milyar da ordan donacak.  Dün  açıklanan bir kararla Kredi Garanti Fonu kredilerin ötelenmesinin yolu açıldı. Evet bildiniz bir TL225 milyar da orda var.

Bakın bu krediler batık demedim, sadece en az 6 ay süreyle, 800 milyar TL civarında krediden faiz  tahsil edilmeyecek.

Ulan adama sormazlar mı, sen bu kredilerden tahsilat yapamayacaksın, nasıl yeni kredi vereceksin?  TL mevduat senede %10-15 büyür. Likidite nerde, Usta?  Kredileri yapılandırdın,  BDDK’ya göre ayıbı-günahı yok, ne karşılık ayıracaksın, ne de sermaye yeterlilik rasyon zarar görüyor. Kar yazmaya da devam edeceksin, ama nakit MAFİŞ.  Bu sistem en az bir yıl süreyle tek kuruş kredi veremez.

 

Ehh, tabii 1-2 yıl içinde ekonomik şartlar düzelmez de ötelediğin krediler  “bugün yediğin hurmalar yarın mideni tırmalar” vaziyetlerine dönerse bir de takipteki alacaklar faciası oluşur ki, camianın yarısı bankacılığı bırakıp, organik tarıma döner.

 

Atıyorsun, FÖŞ.  Atmıyorum Baba, bak BDDK imza-onaylı 13 haftalık hareketli ortalama kredi hacmi burada, grafikte. 13 haftalık hareketli ortalamayı kullanıyoruz, çünkü bir tek o veri kur etkisinden arındırılmış. Bak bak, manzaraya bak, daralma vahim. Daha ötelemeler başlamadı ha:

N’olacak canım, bankalarımız da yurtdışından kredi alıp dağıtırlar. Bakalım Ağustos ayında ne olmuş:

“Sermaye çıkışında öne çıkan diğer kalem de bankaların 2,2 milyar dolar borç ödemesi (1,6 milyar doları kısa vade) oldu”.

 

Bir de bankaların yurtdışına park ettikleri 10 milyar dolar var—tamamen meşrudur—ama o para kredi olarak sisteme  dönmez.

 

Oyun bitti.  Artık kredi almak için tefeciler ve İsviçre’den gelen çantacılara başvuracaksınız. Eski günlere döndük. 1990’larda ticari kredi almak için bir banka şubesine gittiğinizde, Mars’tan gelmişsiniz gibi garip garip bakarlardı yüzünüze. Bankalar sadece bono-tahvil işi yapardı.

 

Hani ekonomiyi batıran dış mihraklar filan diyorlar ya, valla dış mihraklar herhalde alınan bu kararlara bakıp düşünüyorlardır:  “Biz bu adamların kendine yapmadığı hangi eziyeti keşfedebiliriz de işleri daha kötüye gitsin?  Adamlar  aştı Abi!”

 

FÖŞ video işine girdi.  Beni seyretmeyin, alttaki kana susamış, yorumları okuyun, kafayı bulun. 32 kısım tekmili burada.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir