Finans sistemimizi bekleyen büyük tehlike

Please log in or register to like posts.
News


 

FÖŞ doğuştan asi ve muhalif bir mizaca sahiptir.  Bazıları bunu benim tam bir “lale” olup  sürekli kullandığım yasaklı maddelere bağlarken, gerçek nedenler çok daha derindir. Baba nefreti ve DNA’mda Neandartal kromozomlarının standart  %1-4 yerine %10-12 civarında olması beni homo-sapiens çoğunluğa karşı sonsuz bir nefrete sürüklemiştir. Dinozorların akibetinin insanların da başına gelmesi için sürekli Odin’e öküz kurban ederim.

Ama muhalefet  öküzlük değildir. Bankalar batacak, kambiyo rejimi değişiyor, ya da mevduata el koyacaklar diye haber yapmak, bunları sosyal medyada paylaşmak, ya da en kötüsü daha önce hiç kimsenin adını-sanını duymadığı www.engottenhaberbizde.com sitesinden alıntı yaparak “işte bakın, bunu da yaptılar sonunda” diye höykürmek bozgunculuktur.

İnce’nin seçim gecesi kör-kütük sarhoş olduğuna, RTE’nin onu arayıp seçimi kaybettiğini, ama İnce kazandığını açıklarsa darbe olacağını söylediğine inanacak kadar beyni çifte kavrulmuş bir millet var lan karşınızda, bir de siz yatağa atmayın. Bu arada hangisi? İnce kör-kütük sarhoş muydu, telefonda RTE’yle vatan-millet & Sakarya muhabbeti mi yapıyordu?  Karar verin, ikisi birden doğru olamaz.

Ben size finans sistemini bekleyen en büyük tehlikeyi anlatırken bir yanda da niye TL’nin 2020’ye kadar değer kazanmayacağı ve Gelişmekte Olan Piyasaların (GOP, Ülkeler = GOÜ) makus talihinin değişmeyeceğini de damardan zerk edeceğim. Zerk etmek. Bu fiil Göktürklerden  mi acaba, yoksa Farsça mı, hiç önemli değil, bayılıyorum.

 

Önce konuyu motive edelim.. Bir yılda vadesi gelen dış borç 180 milyar kayme, yeşil, yani ABD doları. Yıllık ortalama cari açık? 50 milyar kayme. Toplam finansman yükü? 230 milyar. Nasıl fonluyoruz?

Doğrudan sermaye akımı:  Hah hah hah, heh heh heh, güldürmeyin lan, Muharrem İnce miyim ben?

Yabancıların konut alımı:  Senede 25 bin ünite, toplam satışların %5’ni asla aşmadı. Katar’ın RTE’yi kurtarmak için Türkiye’ye bol para soktuğu kadar aptalca bir hikaye.

Net hata noksan:  Evet, senede 10-12 milyar dolar.

Sıcak para:  Bazen var, bazen yok. Bu sene net-net 0. Evet, yazıyla “sı-fır”.

Peki nasıl finanse ediyoruz bu haltı?  Kredi, bono ve tahvil ihracıyla.

Sıcaktan ergiyen, AKP medyası ve sosyal medyayı ele geçirerek AKP medyasından hiç de farklı olmadılkarını ispat eden muhalif troller tarafından insafsızca istismar edilen beyinlerinizde fazla nöron kalmadığı için, kredi boyutuna hiç girmeyeceğim. Şu kadarını bilin yeter. Çok gizli ve güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiye göre (Muharrem İnce’yi evine kitleyen CHP’liler) Türk banka ve şirketlerinin yurtdışında döviz cinsinden ihraç ettikleri bono-tahvil stoğu 56 milyar dolar.

Vay be, 400 kelime yazdım daha konuya girememişim bile.  Tehlike ne?  Bu stoğu çevirmek ya da büyütmek çok zor, çünkü alıcı azalırken, maliyetler de sürekli artıyor.

Neden?

  • Çünkü Fed bilanço daraltırken Mnuchin lavuğu da ala bildiğine borçlanarak süper-kalite ABD DİBS arzını pompalıyor.
  • Seneye AMB da tahvil almayacak.
  • Yakında Kuroda tantrum deyimiyle tanışacaksınız, alt bezini hazırlayın. Bernanke’nin “galiba biz QE’den çıkacağız” dediği o anları hatırlıyor musunuz? Ona benzer histeri krizi yolda olabilir. Bu kez BoJ başkanı Kuroda’nın 10 yıllık DİBS’de “0” getiri hedefini terketmek istediği dedikoduları başladı. Ben Muharrem Abi’ye sordum, “olmaz öyle şey dedi”, ama bu hafta yapılacak BoJ PPK sonrası göreceğiz. Halen BoJ müdahalesi  faizleri frenlemekte zorlanıyor.
  • Bir sorun daha var. Bloomberg’e göre yalnız ABD değil, bir çok Gelişmiş Ülke de maliye politikasını gevşetiyor, yani AAA ve AA notlu tahvil arzı artarken, onu satın alacak para arzı daralmaya başlayacak.

 

Financial Times’da bir makale yazan Mckinsey uzmanları  Susan Lund and Eckart Windhagen’e göre 2007’den bu yana finans-dışı firmaların ihraç ettiği tahvillerin stoğu 3 kat artarken, bunların içte ikisi de Türkiye gibi GOÜ’ce ihraç edilmiş. Doğal olarak Çin başı çekiyor, ama bizim de hatırı sayılır ölçüde ihracımız var. Yine andığım uzmanlara göre bu tahvillerin %25’i  temerrüt riski taşıyor. Eğer  ABD faizleri 200 baz puan artarsa, bu oran %40’a çıkacak.

 

Özellikle kredi furyasını bastıramayan, yuan’da zorunlu devaluasyona giden ve ABD’yle papaz olan Çin’den başlayan bir temerrüt furyası global kurumsal tahvil pazarında sıkıntı yaratır. Öyle kriz filan beklemiyorum, zaten o kelimeden de nefret ediyorum.  Ama önümüzdeki yıllarda 1.5 trilyon doları aşacak itfaların yerine konması zorlaşır, GOÜ firmaları yatırım ve istihdamı azaltmak zorunda kalırlar.

 

Linkteki analizde de israrla vurguladım, Fed’in 2020’ye kadar faiz artırmaktan caymasını beklemek makul değil. Artık alıştırın kendinizi, Trump’ın hıyarlıklarına rağmen ABD ekonomisi fren yapmaz.  Japonya’da deflasyon yavaştan sona ererken, Euro-bölgesi’nde de enflasyon şekillenmeye başlıyor. Zaten Ticaret Savaşları enflasyonist bir olgudur. Ayrıca, ABD-İran gerginliği de muhtemelen petrol fiyatlarını yukarı iterek manşet enflasyona katkı yapacak. Özetle, global faizler yükselerek GOÜ’lerin ihraç maliyetlerini yukarı çekecek.

Daha şimdiden GOÜ merkez bankaları parasal genişlemeden çıkıp, sıkılaştırmaya geçtiler (F/X borcu içerde ikame etmek kolay olmayacak). Yani kurumsal bono-tahvil pazarında şartların iyileşmesini beklemek akılcı değil.

O zaman da sormak lazım: Halen her 1 TL mevduata karşılık 1.4 TL kredi veren ve kredi faizleri de aşağıdaki şekilde görüldüğü üzre hızla yükselen değerli bankalarımız tahvil ihraç edemezlerse ne yapacaklar?

 

 

Niye bir hükümet bu acil ve vahim problemler üzerine  fikir üretmek yerine yerel parayla ticaret, BRICS-T  kredi derecelendirme kuruluşu kurmak gibi ottan-boktan işlerle uğraşır? O rayting kuruluşu hepimize AAA++  not verse, bir kuruş fazla tahvil mi satacağız sanki?

 

YouTube kanalımı ziyaret edin, bomba videolar var

 

http://sosyal.paraanaliz.com/2018/07/30/paraanaliz-fos-youtube-sohbetleri-basladi/

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir