Özel sektörde iflas kuyruğu başlıyor

Please log in or register to like posts.
News


Hasta muayeneden sonra doktora sormuş:  “Hocam, çok sıkı perhiz yapıyorum, devam edeyim mi?” Doktor tatlı bir gülümsemeyle:  Yok, yok” demiş. “Kasmayın bu kadar, istediğinizi yiyebilirsiniz”.  İçinden  de düşünüyormuş:  “İstediğini ye de, Noel için tatil planı yapma, Tahtalı Köy’e tek yönlü biletin var”.  Valla bu durumdayız. Biz “Nasıl daha hızlı büyürüz, özel bankalara nasıl daha ucuza kredi verdirtiriz, acaba hangi sektöre teşvik versek, desteklemedik mağdur vatandaş kaldı mı?” Hayalleri içinde yaşarken dış dünya “Hayvan mundar olmak üzere, Kurban Bayramı gelmeden kessek mi acaba?” diye kara kara düşünüyor. Her gün iş dünyasından bir dost arayıp soruyor, “FÖŞ bu kez batacak mıyız?”   “Battık” diyorum, “ama siz farkında değilsiniz”.

Bizi iki büyük tehlike bekliyor, film bu ay başlar. Birincisi ki sıradaki yazıma saklıyorum, devaluasyon- enflasyon fasit dairesi başlıyor. Yalnız bu ay %4-5 deval yedik, Temmuz’da enflasyon yine naralarla gelecek. Berat Albayrak’ın yatıştırıcı açıklamaları kuru 1 saat 23 dakika 38 saniye frenledi.  Durdurulamayan döviz kurunun geçişkenlik hızı ve katsayısını da yükseltmesi felaket olur. Çok mu teknik oldu sizin için?  Yakında 1990’lara dönebiliriz. Yani, bir mal veya hizmetin girdilerinde ithal veya enerji olsun olmasın, fiyatı dövize paralel artar hale gelebilir. Bir başka deyişle, dolar/TL yükseldi diye, berber zam yapabilir.

Niye şimdi yazdım?  Enflasyon yükselirken kredi ve mevduat faizlerini düşürecek bir büyü icat edilmedi. Valdemort’a sorun.

İkinci tehlike şu ki, “büyüyün lan” diye diye  özel sektörün bel kemiğini kazmayla kırdık. İflas dalgası geliyor.

Linked-in’de post ettiğim bir banka analizime gelen açık cevapları paylaşarak başlayayım bu trajik hikayeye:

 

Özel banka uzmanı: “[Bankalar kredileri] Kesmeden ziyade takibe giden çok müşteri var. Ayrıca faizler aylık %2’yi geçiyor ve kimse şuan kredi almak istemiyor. Alanda nasıl ödeyeceğim diye düşünüyor. Duraklama dönemi artık bankalar için. Çok hızlı gidildi ilk başta…”

 

Değerli bir kamu görevlisinden: “Takibe dusen kredi miktari ile ilgili paylastiginiz ozcan kadioglu nun tweetini esime gosterdim (kendisi yillardir kizak olmakla birlikte bddk yeminli basmurakibi), iddiasi en az uc kati oldugu yönünde…”

 

Yani toplam kredilerin %3’ü değil, %9’u. Bakın Ali Ağaoğlu bile aktif satarak borç kapatacak. Enerji devleri Gama Holding, Bereket Enerji kredi öteleme peşinde. Doğuş Holding daha öteleme müzakerelerini sonlandıramadı. Bankalar artık hızlıca “grup II” olarak tanımlanan tahsili sorunlu gözüken alacakları takipteki alacaklara (yani alınamayacaklara) aktarıp zararı realize ediyor. Takipteki alacaklar sene başından bu yana %15.5, kredi hacmi, sadece %12.5 arttı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sizin için Bloomberg’in yazdığı bir makaleyi  tercüme edip yayınladık. Enerji sektöründe nakit akımı problemini lütfen okuyun:

“2010’da megawatt-saat başına 81 dolar olan ortalama elektrik fiyatı, şimdi 45 dolara düşmüş durumda.  Bu düşüş de doğal olarak enerji firmalarının bankalarla borç yapılandırması için görüşmeler yapmaya itmekte.

Boston Consulting Group’un Nisan ayında TUSİAD’a hazırladığı rapora göre enerji şirketlerinin ana para ve 2,6 milyar dolar faiz ödemelerini karşılayabilmeleri için senede 4,3 milyar dolar para kazanmaları gerekiyor.

Elektrik Üreticileri Derneği başkanı Cem Aşık, enerji satın alma anlaşması olmayan enerji firmalarının her yıl bankalara yaklaşık 3 milyar dolar ödemek zorunda olduklarını; bunun da yarattıkları nakitten yaklaşık 2,5 milyar dolar fazla olduğunu söylüyor. Bu nedenle yatırımcılar borçlarını ödeyebilmek için sermaye enjeksiyonu yapmak zorunda kalıyorlar”.

Adama her gün hacamat yapıyorlar abi, ayakta kalabilir mi? Konut-inşaatta F/X borç? 56 milyar dolar!!! Ciro? Ciro?  Alo, duymuyorum?

 

Hükümet yine bir kumpas kurup kredi faizlerini düşürmek derdinde, bakın şöyle diyor Sevgili Başkanım:  “Önümüzdeki süreçte inanıyorum ki faizin de düştüğünü göreceğiz. Ben eminim, sadece devlet bankalarımız değil, özel bankalarımız da gerektiğinde taşın altına eline koyacaktır. Yüksek faiz, istihdamda düşüşü de beraberinde getirebiliyor. Yatırımcılar, gerçek girişimcilerin, yatırımlarını geliştirmeleri, istihdamlarını artırmaları, elbette kendilerine imkan sunulmasıyla mümkündür. Bu işi sadece devlet bankalarının sırtına yükleyemeyiz”.

Mümkün mü, ihtimalli mi, olası mı, “yapılabilitesi” var mı? Hadi beni dinlemeyin, hemen TCMB’nin her çeyrek düzenlediği Banka Kredileri Eğilim Anketi’ne göz atalım:

“Bankaların fon sağlama imkânlarının gelişimi incelendiğinde; yılın ikinci çeyreğinde yurt içi ve yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın güçlenerek devam ettiği görülmektedir. Yurt dışı fonlama maliyeti ve diğer koşul ve kurallar, yurt dışı fonlama koşullarını sıkılaştırıcı yönde etkilemiştir.

2018 yılı üçüncü çeyreği için beklenti, yurt içi ve yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın zayıflayarak süreceği yönündedir”.

 

Yani bankalar diyor k, biz artık fon bulmakta zorlanıyoruz. O yüzden de kredilerde daha seçici davranacağız,  mecburen faizi yükselteceğiz. Eğer “faiz düşür” diye bastırırsan, zaten batık kredileri diz boyuna varan  bankaları batırırsın.

Bankalar batarsa ne olur?  2001’de bankaları kurtarmanın maliyeti okuyalım.

“Krizin kaynağı olarak finans sektörü görülüyordu. Sektöre direnç kazandırmak amacıyla güçlü bankaların oluşturulması işlemi, zayıflarının tasfiyesiyle gerçekleştirildi. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) aktarılan bankaların devlete getirdiği yük 17,3 milyar doları buldu. Toplam 39.3 milyar dolarlık maliyet, 2002 gayri safi milli hâsılanın yüzde 26,6’sına karşılık geliyordu. Ayrıca ülkenin toplam borç stokunun yüzde 20’sine yakınını oluşturdu”.

 

Velhasılın, bırakacaksın batan şirket batacak. Denebilir ki, enerji, biraz da inşaat-konut, ötekiler sağlam. Siz öyle san—mayın!  Ekonomi hızla yavaşlıyor. Mayıs’ta otomotif satışları %39 düşmüş. Özel sağlık sektörü, turizmin bazı kesimleri, lüks perakende…yaz yaz bitmez.

Yaz bitsin, turist gitsin, Kurban ikramiyesi yensin, çekirgeler gibi donsuz rüzgarda kalacak bu ekonomi. Şirketin kaldıraç problemi üstüne bir de ciro kıtlığı binecek.

 

Değerli şirket  ortakları, akıllanın. Bakın Ali Ağaoğlu ne diyor?  Stratejik ortak arıyor. Siz de aynısını yapın. Bırakın kafanızda şirketinize biçtiğiniz fiyatı elde etme hayalini, geçti Bor’un pazarı. Şimdi gemisini kurtaran kaptan. Banka kapıya dayanmadan, satın, ortak bulun, sermaye koyun.

 

Bir kez daha rica ediyorum!!!! ParaAnaliz’in trafiği ve hınzır fikirlerin yurt çapında yayılması için çok önemli:

ParaAnaliz, PA Intelligence   ve Istanbulanalytics.com paylaşımlarını düzenli takip etmek için lütfen

 

 

sayfasını takibe alın.

 

FÖŞ

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir