Prof Seyfettin Gürsel:  İşsizlik nereye koşuyor?

Please log in or register to like posts.
News


Prof Gürsel T24 haber sitesi için kaleme aldığı makalede Ocak ortalamalı istihdam verileri için “Şaka bir yana durum vahim” ifadesini kullandı. Konut piyasasındaki durgunluğun inşaat sektöründe istihdamı azaltmaya başlaması ile işsizliğin Şubat döneminden itibaren  artışa geçtiğini kaydeden hocamız,  “Ardından ikinci çeyrekte ekonomi durakladı, üçüncü çeyrekten itibaren daralma başladı son çeyrekte de şiddetlenerek devam etti. Haliyle istihdam kayıpları tüm sektörlere sirayet etti” diye ilave etti.

 

Prof Gürsel’in verilere göre,  Kasım döneminden Ocak dönemine, sanayide istihdam kaybı 304 bin, hizmetlerde 152 bin. Şubat’tan beri istihdam yitiren inşaatta ise toplam kayıp 520 bine ulaştı; kayıp oranı bu sektörde istihdamının yüzde 24’üne ulaştı.

 

Makaleden çarpıcı ayrıntılar şöyle:

 

İşsizlik birkaç ay içinde tarihi rekorunu kırabilir

Gelinen noktada aklı kurcalayan soru elbette bu işin sonunun nereye varacağı. Tarım dışı işsizlik oranı (MEA) itibariyle tarihi rekor Nisan 2009’da yüzde 16,9 ile kırılmıştı. Şubat ayında yüzde 15,5’e geldik. Arada 1,4 yüzde puan var. Son iki dönemde işsizlik oranında artış 1,3 yüzde puan oldu. Bundan böyle işsizlik bu tempoda artmaya devam eder mi? Artışın devam edeceği aşikâr ama açıkçası bu hızda artmasını beklemiyorum.

 

Bu yılın ilk çeyreğinde küçülme devam etti mi yoksa dip noktasına erişildi mi tam kestiremiyoruz. Ama en iyi ihtimalle çeyrekten çeyreğe sıfır civarı bir büyüme olabilir. Bu da normalde işsizlik artışının devam edeceğine işaret eder. Çünkü istihdam yerinde sayarken işgücü artacaktır. Ama bu öngörü normal koşullar için geçerlidir. Bildiğiniz gibi çoktandır hiçbir alanda normali yaşamıyoruz. Bu durum işgücü piyasası için de geçerli.

 

Tarım dışı işgücü son üç dönemdir artmak bir yana azalıyor. Ekin döneminden Ocak dönemine 133 bin azaldı. Kriz dönemlerinde işgücü artışının yavaşlaması doğaldır. Farklı söylersek gençlerin ve ev kadınlarının işgücü piyasasına girişi anlaşılır nedenlerle yavaşlar ama böyle üç dönem üst üste azalış normal değil. En azından okullarını bitiren ve eğitime şu veya bu nedenle devam etmeyecek olan gençler sonsuza kadar iş aramaktan vaz geçemezler.

 

Bu noktada genç kuşakların işgücüne girişinde bariz bir yavaşlamanın görünmeye başladığını da belirtmek isterim. Yıllık olarak “ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı” bir yıl içinde yüzde 23,1’den 25,5’e yükselmiş durumda. Bu oran erkekler için yüzde 14,2’den 18,3’e kadınlar için de yüzde 32,3’den 32,8’e yükselmiş bulunuyor. Bu gizli işsiz gurubu başlı başına bir sorun elbette ama konumuza dönelim. İstihdam kayıpları durulsa bile salt işgücünün yapısal atışı er geç kendini gösterecektir. Dolayısıyla işsizlik de yükselmeye devam edecek.

 

İşsizliği arttıracak ikinci bir etken daha var. Küçülme dursa bile istihdam kayıpları devam edecek çünkü firmalar özellikle kayıtlı ve deneyimli çalışanlarını üretimleri düşüşe geçse bile işten çıkarmakta acele etmiyorlar. Krizin boyutunu ve süresini kestirmeye çalışıyorlar. Ekonomik konjonktürün kısa sürede ve hızla pozitife döneceğine dair beslenen umutlar eridikçe istihdamı mecburen azaltma yoluna gidiyorlar. Nitekim istihdam kayıpları Kasım döneminden itibaren şiddetlendi. Tarım dışı sektörler üç ay içinde toplamda 629 bin istihdam kaybettiler. Yavaşlasa da kayıplar devam edecek gibi duruyor.

 

 

Prof Gürsel makalesinin tamamını okumak için tıklayın



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir